Hakkımda

Fotoğrafım

Ufuk Parlak
Aslında şimdiki zamana yolculuk yapmak için bir zaman makinesi icat edilmeli.
İstanbul Üniversitesi Fransızca Öğretmenliği
http://otekipencere.blogspot.com.tr/
http://www.facebook.com/ufukself

öteki gerçekliklere açılan pencereler

3 Şubat 2014 Pazartesi

david hewson - ölüm zamanı

Okul tatile girdi mi fırsattan istifade kitaplara daha fazla ağırlık veriyor, okumayı sıklaştırıyorum. Bu bir aylık süreçte birkaç kitap okuma imkanı buldum, halen de devam ediyorum; ne çok birikmiş okunacaklar listesi.


Okuduğum bu kitaplardan birisi de David Hewson'ın Ölüm Zamanı kitabıydı. Tüm kitapseverler gibi tür ayırmadan okumaya çalışan biri olarak zaman zaman polisiye-gerilime de ağırlık veririm. Aslında kitap listemde yoktu, ancak kitapçıda gözüme çarptı ve rafta kalmasına gönlüm el vermedi.

"Sara Farnese sessiz Vatikan okuma odasında eski zamanlar hakkındaki yazılar üzerinde çalışırken, kilisenin yakınında vahşi bir cinayet işlenmişti. Ardından, delirmiş bir adam kanlı bir çanta ile Vatikan'a vardı ve aniden Sara'nın masasına doğru yürüdü. Sara'ya göstermek istediği şeyler vardı...

Çok geçmeden Sara, her biri bir Hristiyan şehidinin ölümünü sembolize eden korkunç ve kurnaz bir cinayetler serisine içinden çıkamayacağı bir şekilde dahil olmuştur. 

Dedektifler Costa ve Rossi, katilin izini sürüp yakalamak için yardım etmek ve Sara'yı, karşılaşması muhtemel olan korkunç sondan korumak için olaya dahil olmuşlardı."



Hewson'ın Nic Costa serisinin de ilk kitabı olan Ölüm Zamanı, kovalamacayı, 'katil kim'i, tüm bunlar içerisinde tarihi yer betimlemelerini sevenlerin ilgisini çekebilecek bir kitap. Nic Costa sanata ve özellikle resme düşkün bir dedektif. Bu anlamda karakterin kendine has bir kişiliğinin olması konuya derinlik katıyor. Partneri Rossi ise klasik ağzı bozuk, fast food* düşkünü bir polis. Diğer baş karakter Sara ise olayların başlangıcında kendini bu gizemin içinde bulan bir araştırmacı.

Yer yer sıkıcı gelse de hikaye ve kurgu hoşuma gitti. Böyle bilmediğim bir yazarı okuyunca olaylar beni daha çok çekiyor sanırım. Aynı zamanda Roma'nın tasrif edilişi de hoşuma gitti. Gitmediğim ve gitmeyi planladığım bir şehir, daha bir cazip geliyor gözüme şimdilerde.

Türü sevenlerin genel anlamda beğeneceği bir kitap diyorum ve keyifli okumalar dileyerek yazıyı tamamlıyorum.

4 yorum:

  1. Denemek lazım.Tanıtım için teşekkürler..

    YanıtlaSil
  2. hiç duymadığım biri daha , üzgünüm , ne kadar okursam okuyayım hepsini bilebilmenin imkanı yok , yavaş yavaş idrak ediyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, öyle çok yazar var ki her biri farklı ülke, aslında hiç duymadığım bir yazarla karşılaşınca biraz mutlu da oluyorum keşfedilecek yeni bir şeyler daha buldum diye :)

      Sil